Şizofren Hakkında Deneme
Bu cızırtı...
Bekleyiş dolu sabahlarla geçen geceler, dinginleşmiş geceler, her saatin akrebi gibi ağır ağır dolanan boynuma! uzak sokaklardaki köpeklerin sesleri ve topuklu ayakkabı tımbırtısında susuşlar. Gece en ağır darbedir düşünceye öyle sarımsak kokulu ağızlar gibi uzak durulası bir nefestir... küçükken uyanıpta ağladığınız üzerinize gelen karanlıklara bağırdığınız, gece lambasının içinizde büyüyüp güm diye patlaması gibi bir çığlıktır gece... hırsla ısırdığınız dudağınızdan süzülen siyah bir kandır o, elleri metalik gümüştür, göğsü kızlı tüylü...
Bu sabun köpüğü...
Etrafınızdaki en yüksek apartmanın tepesinden kendinizi boşluğa bıraktığınızda hissettiğiniz isyan! az sonra paramparça olmayı bilmenin verdiği sakinlik... sonra hızlanan düşüş, irtifa kaybı sağ şeritten akan pencere pervazları, durdurmak zamanı düşerken ansızın yelkovanla akrebin mücadelesini bir kanlı baltayla durdurmak... uçmak sonra arşa doğru kapkara ve buz gibi silüetlerin arasından...
Bu mücadele...
Yanlış anlamak herşeyi, intiharı özlemeyi adamlıktan bellemek, sonra yüklenip âsaya doğrulmak, kuşanmak en ağır silahları... gözlere sert, köz gibi bakışlar koyup acıya bayrak açmak, meydan belirlemek gece içinde, saf tutmak sancakların gölgesinde, bir kılıç yalçınlığıyla yırtmak karanlıkları, meydan okumanın mağrur edasıyla düşmanlarla yüzleşmek tüm muzaffer komutanların ruhunu bir kadehte içmek…
Bu anlamak…
Dört iklimden, dört yönden selam almak ve her gecenin içindeki beyazı bulmak topluiğne ucu kadar da olsa ona inatla sarılmak, tuzlu sularla beslemek o beyaz noktayı ellerine alıp okşamak en şefkatli hallerinle… dile bir türkü sarmak ardından hesapsız adımladığınız gri kaldırımlarda, sıradan, meşgalesiz, elleri ceplerinde ayaklarına takılan kırmızı kutuyu tekmelemek, geceyi bir sigaranın son nefesiymiş gibi derin çekmek ve sonra... ısırdığınız dudakları birisinin öpmesini beklemek...
Bu cızırtı...
Karanlık şiirlerin penceresinden bakmak hayata, bir gözlük camının buğusundan görmek yaşamı... her şey flu kalmalı, en iyi rengin gri olmalığına aldanmalı insan, erdemlerin en büyüğüne saklamalı canı cananı, inanmanın verdiği huzuru ele güne rezil etmemek onu yaşamak sadece bir yudum sıhhat gibi içmek, acıyan yanlarını saklamak azıcık, alabildiğine dümdüz bir alanın tam ortasında kalmanın birliğine inanmak, gelip geçen dosta bir gönül selamı etmek, gecenin gizlemesine izin vermeyerek el sallamak...
|