Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bir Roman Örneği
Kompozisyon Amca
Admin
*******
Admin





Üye Bilgileri

Üye no: 1

Katılım Tarihi :
Dec 2008

Rütbe : Admin

Mesaj Sayısı : 737

Rep Puanı : 6
Şuanki Durumu:  Çevrimdışı




Rep Ver:



Mesaj: #1
Bir Roman Örneği
Don Kişot adlı eseri kendisinden meşhur olan Cervantes'in hayatı efsanelerle doludur. Genç yaşta Don Carlos ve Kraliçe İsabelle'in ölümleri dolayısıyla yazdığı şiirler ona az da olsa ün kazandırmıştır. Henüz yirmi yaşındayken İspanya'nın Papalıktaki temsilcisi ile İtalya'ya gider.
Daha sonraki yıllarda sevdiği kızı elde etmek ümidiyle şiirler yazar; fakat bu şiirler ona arzu ettiği şöhreti kazandırmaz. İspanyol ordusuna er olarak girer. Yola, savaşta göstereceği kahramanlıklar sayesinde kralın onu Madrid'in kapısında karşılayacağının, böylece ününün sevdiği kıza da ulaşacağının hayalini görerek çıktığına dair bir kanaat mevcuttur. İspanya'ya giderken gemisi Türklerin eline geçer ve esir olarak Cezayir'e -ürülür. Cebinden Avusturyalı General Don Juan'ın onun subay olmasını isteyen bir mektubunun çıkması, önemli bir insan intibaını uyandırır. Türkler İspanyol hükümetinden yüklü bir fidye isterler. Fidye gecikir ve Cervantes Cezayir'de beş yıl kalır. Defalarca kaçmaya teşebbüs eder. Hükümetin fidyeyi göndermesiyle İspanya'ya döner. Kısa bir süre Portekiz'de görev yaptıktan sonra 1582'den itibaren kendisini edebiyata verir. Birçok kitap yazmasına rağmen sadece Don Kişot adlı eseriyle ünlenir.

On altıncı yüzyıl İspanyası'nın La Mancha bölgesinin küçük bir köyünde, devlerle savaşan, genç hanımları karşılaştıkları tehlikelerden kurtaran şövalyelerin hikâyelerini okumaktan büyük keyif alan Alonso Quijönü adlı bir kişi yaşamaktadır. Alonso, okuduğu kitapların öylesine etkisi altında kalır ki eski çağların şövalyelik müessesesini canlandırmak gerektiğine inanır. Başına miğfer olarak geçirmek için bir berber tası bulur. Kendisine eski bir zırh ile paslı bir kılıç temin eder. Rozinante adındaki kemikleri çıkmış atına binerek macera aramaya çıkar. Öğrendiğine göre her şövalyenin bir sevgilisi olmalıdır. Kaba bir köylü kızını kendisine sevgili olarak seçer.

Alonso kendisini şövalye olarak görmektedir fakat resmen şövalye olabilmesi için bu unvanın kendisine verilmesi gerekmektedir. Muhayyilesinde büyük bir şato olarak tasvir ettiği bir hana gelir. Hanın sahibi onun gözünde bir lorddur. Lorddan kendisini şövalye yapmasını ister. Lord zararsız bir deli ile karşı karşıya olduğunu anlayıp görevini layıkıyla yerine getirir. Don Kişot, köyüne dönerken Sancho Panza adında bir yolsuzla karşılaşır, ondan yardımcısı olmasını teklif eder. Servet kazandıkları takdirde onu bir adaya vali yapmayı vaat eder. İkisinin başından birçok gülünç macera geçer. Bunlardan en çok bilineni yel değirmenlerine saldırmalarıdır. Bir handa kaldıkları sırada tulumlardan sızan şarabın kan olduğunu zannederek kılıcını tulumlara saplamaya başlar. Yaptığı hatalar çevresindekiler tarafından kendisine anlatılınca büyücülerin, düşmanı olan devleri yel değirmeni veya şarap tulumu haline getirdiklerini söyleyerek kendisini savunur. Kasabanın berberi ve papazı, muhayyel karısı Dulcinea'nın evine dönmesini istediğini belirterek onu öküz arabasıyla köyüne getirirler.

Fakat Don Kişot, kahramanlıktan vazgeçmeye niyetli değildir. Uşağı ile Tobosa'ya gider. Sancho, efendisinin her şeye inanacak bir çılgın olduğunu anlamıştır fakat peşinden ayrılmaz. Nihayet Dük'ün şatosuna ulaşırlar. Dük, bunların durumunu anlar ve kendisine eğlence arar. Şatoda çeşitli oyunlar tertip eder. Dük, Don Kişot'un vaadini yerine getirmek ister. Sancho'yu mülkünde bulunan Borataria adlı köye vali tayin eder. Sancho cahildir ama aptal değildir; görevini dürüstçe yerine getirmeye çalışır. On iki gün sonra köye göstermelik bir hücum düzenlenir, Sancho ele geçirilir ve dövülür. Gururu incinen Sancho, görevinden istifa eder. Namuslu bir yönetim sergilediğini ispat etmek için valiliğe başlamadan önce cebinde beş kuruşunun olmadığını, şimdi de aynı durumda bulunduğunu söyler.

Onu köyüne döndürmek için bu defa farklı bir yöntem tatbik edilir. Köylüsü Sanson şövalye gibi giyinerek onu düelloya davet eder. Düelloyu kaybeden, kazananın emirlerini yerine getirecektir. Sanson kazanır ve Don Kişot'a köyüne dönmesini emreder. Don Kişot, sözünde durur. Şiirlerde sözü edilen kır hayatının keyfini çıkarmaya karar verir. Ne yazık ki sağlığı buna müsaade etmez. Son demlerinde akli dengesi yerine gelir. Birlikte çobanlık yapmayı ve Dulcinea'yı aramayı teklif eden Sancho'yu tersler. İyi bir Hıristiyan olarak ruhunu teslim eder.

Cervantes'in bu eseri mizahi yönlerinin arkasında gizlenen ciddi bir şövalyelik eleştirisidir. Don Kişot vasıtasıyla, eski çağların şövalyelikle özdeşleşen zihniyetiyle dalga geçer. Ve kitabının sonunda insanlara nasıl bir hayat tavsiye ettiğini açıkça gözler önüne serer.

Don Kişot adlı eseri kendisinden meşhur olan Cervantes'in hayatı efsanelerle doludur. Şurası gerçek ki daha genç yaşta Don Carlos ve Kraliçe İsabelle'in ölümleri dolayısıyla yazdığı şiirler ona az da olsa ün kazandırmıştır. Bu başarısından dolayı olsa gerek henüz yirmi yaşındayken İspanya'nın Papalıktaki temsilcisi ile İtalya'ya gider. Daha sonraki yıllarda sevdiği kızı elde etmek ümidiyle şiirler yazar; fakat bu şiirler ona arzu ettiği şöhreti kazandırmaz. İspanyol ordusuna er olarak girer. Yola, savaşta göstereceği kahramanlıklar sayesinde kralın onu Madrid'in kapısında karşılayacağının, böylece ününün sevdiği kıza da ulaşacağının hayalini görerek çıktığına dair yaygın bir kanaat mevcuttur. Tunus'tan İspanya'ya giderken gemisi Türklerin eline geçer ve Cervantes, esir olarak Cezayir'e -ürülür. Cebinden Avusturyalı General Don Juan'ın onun subay olmasını isteyen bir mektubunun çıkması, önemli bir insan intibaını uyandırır. Türkler İspanyol hükümetinden onun için yüklü bir fidye isterler. Fidyenin gelmesi gecikir ve Cervantes Cezayir'de beş yıl kalır. Defalarca kaçmaya teşebbüs ederse de yakalanır. Nihayet hükümetin fidyeyi göndermesiyle İspanya'ya döner. Kısa bir süre Portekiz'de görev yaptıktan sonra 1582'den itibaren kendisini edebiyata verir. Birçok kitap yazmasına rağmen sadece Don Kişot adlı eseriyle ünlenir.

On altıncı yüzyıl İspanyası'nın La Mancha bölgesinin küçük bir köyünde, devlerle savaşan, genç hanımları karşılaştıkları tehlikelerden kurtaran şövalyelerin hayat hikâyelerini okumaktan büyük bir keyif alan Alonso Quijönü adlı bir kişi yaşamaktadır. Alonso, okuduğu kitapların öylesine etkisi altında kalır ki eski çağların şövalyelik müessesesini canlandırmak gerektiğine inanır. Başına miğfer olarak geçirmek için bir berber tası bulur. Kendisine eski bir zırh ile paslı bir kılıç temin eder. Rozinante adındaki, zayıflıktan kemikleri çıkmış atına binerek macera aramaya çıkar. Okuduklarından öğrendiğine göre her şövalyenin bir sevgilisi olmalıdır. Ancak iki defa gördüğü kaba bir köylü kızını kendisine sevgili olarak seçer. Onu hayal aleminde aristokrat bir aileye mensup, dünyanın en güzel ve faziletli kızı olarak canlandırır.

Alonso kendisini şövalye olarak görmektedir fakat resmen şövalye olabilmesi için bu unvanın kendisine verilmesi gerekmektedir. Günün birinde, muhayyilesinde büyük bir şato olarak tasvir ettiği bir hana gelir. Hanın sahibi onun gözünde bir lorddur. Lorddan kendisini şövalye yapmasını ister. Lord zararsız bir deli ile karşı karşıya olduğunu anlar. Handaki diğer müşterileri eğlendirmek maksadıyla görevini layıkıyla yerine getirir; kendisi için çektiği Don Kişot unvanını ona verir. Don Kişot, köyüne dönerken yolda Sancho Panza adında bir yolsuzla karşılaşır. Yine okuduğu kitaplardan öğrendiğine göre her şövalyenin bir uşağı olmalıdır. Sancho Panza'ya uşağı ve yardımcısı olmasını teklif eder; şövalyelikte büyük servet kazandıkları takdirde onu bir adaya vali yapmayı vaat eder. Sancho Panza, büyük bir memnuniyetle kabul eder.

İkisinin başından birçok gülünç macera geçer. Bunlardan en önemlisi ve en çok bilineni yel değirmenlerine saldırmalarıdır. Bir başka seferinde Don Kişot, büyük bir ordu zannettiği bir koyun sürüsüne hücum eder; çobanlardan temiz bir dayak yer. Bir handa kaldıkları sırada tulumlardan sızan şarabın kan olduğunu zannederek kılıcını tulumlara saplamaya başlar. Yaptığı hatalar çevresindekiler tarafından kendisine anlatılınca karşısına çıkan büyücülerin düşmanı olan devleri yel değirmeni veya şarap tulumu haline getirdiklerini söyleyerek kendisini savunur. Ailesi ve dostları, Don Kişot'un hayatından endişe etmeye başlarlar. Kasabanın berberi ve papazı, muhayyel karısı Dulcinea'nın evine dönmesini istediğini belirterek onu kandırırlar; bir kafese girmeye ikna ederler ve öküz arabasıyla köyüne getirirler.

Fakat Don Kişot, kahramanlıktan vazgeçmeye niyetli değildir. İkinci kitapta maceralarına devam eder. Nispeten sağlığına kavuşmuş fakat aklı yerine gelmemiştir. Uşağı ile Tobosa'ya gider. Sancho'ya, aristokrat ve zarif sevgilisi Dulcinea'nın bir köylü kızı haline getirildiğini söyler. Sancho, efendisinin her şeye inanacak bir çılgın olduğunu anlamıştır fakat peşinden ayrılmaz.

Nihayet Dük'ün şatosuna ulaşırlar. Şatosunda pek çok delikanlı ve kız çalışan dük, bunların durumunu anlar ve kendisine eğlence arar. Şatoda çeşitli oyunlar tertip eder. Bu oyunlarda periler ve cadılar vardır. Don Kişot'a, Sancho'nun poposuna üç bin yüz değnek vurursa Dulcibea'nın büyüsünden kurtulacağı söylenir. Don Kişot derhal uşağını kırbaçlamak ister. Sancho, bu cezayı kendisinin uygulayacağını söyleyerek kurtulur.

Dük, Don Kişot'un vaadini yerine getirmek ister. Mülkünde bulunan Borataria adlı köyü bir ada olarak tavsif eder ve Sancho'yu oraya vali tayin eder. Köy halkından, yeni valilerine itaat etmeleri istenir. Sancho cahildir ama aptal değildir; görevini dürüstçe yerine getirmeye çalışır. On iki gün sonra köye göstermelik bir hücum düzenlenir, Sancho ele geçirilir ve fena halde dövülür. Gururu incinen ve başarısız olan Sancho, görevinden istifa eder. Namuslu bir yönetim sergilediğini ispat etmek için valiliğe başlamadan önce cebinde beş kuruşunun olmadığını, şimdi de aynı durumda bulunduğunu söyler.

Onu köyüne döndürmek için bu defa farklı bir yöntem tatbik edilir. Köylüsü Sanson şövalye gibi giyinerek onu düelloya davet eder. Düelloyu kaybeden, kazananın emirlerini yerine getirecektir. Sanson kazanır ve Don Kişot'a köyüne dönmesini emreder. Don Kişot, sözünde durur. Şiirlerde sözü edilen kır hayatının keyfini çıkarmaya karar verir. Ne yazık ki sağlığı buna müsaade etmez. Son demlerinde akli dengesi yerine gelir. Birlikte çobanlık yapmayı ve Dulcinea'yı aramayı teklif eden Sancho'yu tersler. Vasiyetini yapar; iyi bir Hıristiyan olarak ruhunu teslim eder.

Cervantes'in bu eseri mizahi yönlerinin arkasında gizlenen ciddi bir şövalyelik eleştirisidir. Don Kişot vasıtasıyla Cervantes, eski çağların şövalyelikle özdeşleşen zihniyet ve kurumsallığıyla dalga geçer. Ve kitabının sonunda insanlara nasıl bir hayat tavsiye ettiğini açıkça gözler önüne serer.

Mehmed Niyazi/ Zaman Gazetesi
03-25-2009 09:50 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
bafa
Üye
*
Üye





Üye Bilgileri

Üye no: 706

Katılım Tarihi :
Jan 2010

Rütbe : Üye

Mesaj Sayısı : 22

Rep Puanı : 0
Şuanki Durumu:  Çevrimdışı




Rep Ver:



Mesaj: #2
Cvp: Bir Roman Örneği
keyifle okuduğum bir roman diyebilirm...
01-27-2010 02:52 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Roman Nedir ? Kompozisyon Amca 0 162 03-25-2009 09:49 AM
Son Mesaj: Kompozisyon Amca

Foruma Git:

örnekleri örnekleri

Türkçe Çeviri: MybbDestek | Powered by MyBB | Copyright © 2002-2010 MyBB Group
Site Map



Sitemizden İzinsiz Yazıların Kopyalanıp Başka Sitede Yayınlanması KESİNLİKLE Yasaktır.Aykırı Davranışlarda Bulunanlar Hakkında Gerekli İşlemler Yapılacaktır.

| İngilizce |Kariyer ve İş ilanları |SBS forumu |Özgü Namal



Sizde Sitenizin Yükselmesini İstiyorsanız Alexa Toolbarı Buraya

Tıklayarak İndirin...


| Webindir |Güzel Oyunlar |sesli sohbet |sesli panel