Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bir Mülakat
Kompozisyon Amca
Admin
*******
Admin





Üye Bilgileri

Üye no: 1

Katılım Tarihi :
Dec 2008

Rütbe : Admin

Mesaj Sayısı : 737

Rep Puanı : 9
Şuanki Durumu:  Çevrimdışı




Rep Ver:



Mesaj: #1
Bir Mülakat
Atilla İlhan'la Mülakat


İnsanın zevkle okuduğu romanlar, şiirler vardır. Hani canı sıkıldığında defalarca okuduğu halde, elinin yine de ilk onlara uzandığı kitaplar… Ekolleşmiş anlatımı olan bazı yazarlarımızın yapıtları artık alışkanlıklarımız olmuştur. Bu haftaki konuğumuz, hepimizin kitaplığına aşina olmuş bir yazar. Hem yazar hem şair hem senarist hem gazeteci hem de araştırmacı Atilla İlhan…

Sayın İlhan, dilerseniz öncelikle edebiyat alanına girişiniz ve verdiğiniz ilk ürünleri öğrenelim sizden

Edebiyat dünyasına pek erken girdim denilebilir.Gerçekten çocuk denecek yaşta yazıyordum ben.İlk şiirimi ilkokul üçteyken, ilk romanımı da orta iki de yazdım.Yazmak bende önüne geçilmez bir hevesti.Şiir de o gün duygulanıp şiir olarak yazıp bırakmıyorum.Yazmak benim için sürekliliktir.Liseye kadar bu şekilde sürekli olarak yazdım. 1946’da lise ikinci sınıfta iken şiir dalında bir sanat armağanında derece aldım. Ve edebiyat alanına paraşüt bir iniş yaptım… Kendimi bir anda şiir dünyasında buldum… Aslında o ana kadar yazılmış on romanım vardı. O, on romanı yayımlayamadım… Ve artık beğenmediği için de yayımlamayacağım. ‘Sokaktaki Adam’ yani basılan ilk romanım, benim on birinci romanımdır.

Çalışma düzeninizden bahseder misiniz? Edebiyat alanında en üretken yazarlarımızdan birisiniz.Bunu nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Felaket, asap bozucu nitelikte disipliyimdir. Sabah 7.00 – 9.30 arası, öğleden sonra ise 15.00 – 19.00 arası benim çalışma saatlerimdir.Geceleri kesinlikle çalışmam. Gece hayatım, içkim, sigaram, olmadığım için erken kalkarım ve güne zinde başlarım.Üretkenliğe gelince, bu sürekli çalıştığım için oluyor. En kaim romanlarımı bile günde bir sayfa yazarım.’Nasıl yetiştiriyorsunuz?’ diyeceksiniz. Sürekli ve disiplinli çalıştığım için oluyor bu.Öyle ki çalışırken şubat ayının 28 çekip çekmemesini bile dikkate alırım.

Eserlerinizde kullandığınız dil hakkında neler söylemek istersiniz? Neden yoğun Osmanlıca bir dili yeğliyorsunuz?

Ağdalı bir lisan kullandığım doğru. Fakat ben geniş bir tarih reformu içinde roman yazıyorum.1990’lerin Selanik ve İstanbul’da geçen olayları ve bunları yaşayan insanları yazıyorum.Mesela İttihat ve Teraki’den bahsederken Türkçeleştireyim derken ‘ Birlik ve İlerleme partisi’ dersem komiklik yapmış olurum.O zaman ki konuları dönemin insanları olarak koruyorum.Eğer o kavramları anlatamazsak o devri de anlatamam. Entelektüel ve siyasi kavramları dönemin yapısına uygun olarak koymak lazım.

Peki, yetişen ve okuyan nesil tarafından anlaşılıp anlaşılmadığınız konusunda ne diyeceksiniz?

Umurumda değil. Anlasınlar keratalar! Zaten öğrenmeleri gereken kültür varlığımız o dille yazılır.Şimdi dili değiştiriyoruz diye onları reddedemeyiz. Romanlarımda zaten ben konuşurken şimdi kullandığımız dille, onları konuştururken yaşadığı devirde konuştukları gibi yazıyorum.Son romanım ‘Dersaadette Sabah Ezanları’ nda devrindekilerden daha ağdalı bir dil kullanıyorum. Çünkü olay 1900’de ve Selanik’te geçiyor. Başka bir anlatım dili seçmem imkansız.

Şimdi biraz şiire dönelim. Siz edebiyat literatüründe şair sınıfından mısınız, yoksa yazar mı?

Pek çoğu beni şair sınıfına sokar. Fakat ben kendimi şair olduğu kadar yazar ve gazeteci olarak da görüyorum. Senaryo da yazıyorum. Yani ben edebiyatın, yazım dünyasının içindeyim.

Son bir sorumuz var Sayın İlhan. Edebiyatımız, hangi işlevi yüklenmesi gerektiğinin bilincine sizce vardı mı?

Tam anlamıyla varmış diyemem. Henüz modalardan kurtulamadılar. Yine de birkaç önemli yazarımızın olduğunu kabul etmek gerekir. Şu andaki durumumuz, Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatı çizgisinde girmiştir. Bu durum Tanzimat sonrası olan Batı etkileriyle eşdeğerdedir. Taklit edebiyatı gelişmiştir. Artık Türk edebiyatının ulusal bilincine varması lazım. Şu an var olan kozmopolitiği de ilericilik sayıyor bazo yazarlarımız. İşin en komik ve en acı olan yanı da bu.Aynı durum Türk edebiyatında olduğu gibi, sanatın her dalında, Türk sinemasında bile var.Estetik düzeyde ulusal
özellikleri kavramak ve öncelikle ulusal bir bileşime ulaşmak gerekir.

Tüles HASDEMİR

10. Snın Dil ve Anlatım Kitabı [/b]
« Son Düzenleme: Ağustos 28, 2008, 04:01:49 ÖS Gönderen: ulucay »
03-25-2009 09:48 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Mesaj Önizleme 


Foruma Git:

örnekleri örnekleri

Türkçe Çeviri: MybbDestek | Powered by MyBB | Copyright © 2002-2010 MyBB Group
Site Map


İngilizce Kursu | İngilizce Kursu | 5 günde ingilizce

Sitemizden İzinsiz Yazıların Kopyalanıp Başka Sitede Yayınlanması KESİNLİKLE Yasaktır.Aykırı Davranışlarda Bulunanlar Hakkında Gerekli İşlemler Yapılacaktır.




Sizde Sitenizin Yükselmesini İstiyorsanız Alexa Toolbarı Buraya

Tıklayarak İndirin...